Uğur Ateşli

Pilot Galeri 8 şubatta açılan ve 17 Mart’a kadar sürecek olan Elmas Denizin ikinci kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının Sri Lanka’da ürettiği video ve sanatçı kitabından yola çıkarak üretilmiş resim, heykel ve nesnelerden oluşan daha önce sergilenmemiş çalışmalarını bir araya getiriyor.

Serginin adı 17 Nisan 1815’te Endonezya’da gerçekleşmiş yanardağ patlaması sonucuyla oluşan iklimsel değişikliklerin adı olan “yazsız yıl” dan geliyor. Ekoloji odaklı çalışmalar gördüğümüz sergide, ekonomi odaklı düşünen insanın doğayla olan ilişkisine değiniliyor.

Haberlerde anlatılan doğa kavramı ve reklamlarda lanse edilen ekoloji tanımları tekrar sorgulanıp, şiddetli bir ekonomik sarmalda mahvolan ekolojik denge gözler önüne seriliyor.

“Görülmek için Yapılmış” başlıklı video doğayı izleme, algılama ve pazarlama biçimleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

 Karga portreleri sanatçının sergilediği ilk tuval resimleri. İnsanlaşmış bakışlara sahip bu kargalar ile sanatçı, insan ve hayvan arasında ki o ilk karşılaşmaya davet ediyor.

 Sanatçının kardeşi ile ürettiği “Yok için Sera” isimle işte ise demir, cam ve toprak gibi malzemelerle yapılmış heykel, kültüre ve iklimsel olanaksızlıklara ışık tutuyor.

 “Satılmaz Eser” organik pazardan alınmış tohumlarla üretilirken, tohum satışında yapılan kısıtlamalara dikkat çekiyor.

Doğa ve ekonomi arasında kavramsal işler üreten Elmas Deniz sanat ve ekolojiyle ilgilenen herkesin ziyaret etmesi gereken bir sergiyle  17 Mart’a kadar Pilot Galeri’de.

Işıl Saykan

“Hepsinde kelimenin tam anlamıyla benden bir parça var. Hepimiz birbirimize bağlıyız ama aynı
zamanda birbirimizden çok farklıyız.”
Gillian Wearing
Bana bak! Yüzümde ne görüyorsun? Dudaklarımı oynatışım, gözlerimin hareketi sana ne
söylüyor? Kirpiklerinin açılıp kapanmasıyla geçen o saniyelik zamanda yüzüme bakarken ne
hissediyorsun? Alaycı, ürkütücü,, iyi niyetli, kibirli, şaşkın mı görünüyorum? Belki de tüm bu
duygular ve sıfatlar sadece sana öyle geldiği içindir?
Bir Temsil mi, Bir İmge mi?
Portre aracılığıyla yaratılan imgelerin onlara her bakışımda onları tekrar tekrar dönüştüğüne
tanıklık etmek heyecan vericiydi. Yarattıkları imgelerle cinsiyet, cinsellik, zaman, varoluş,
kimlik, gerçeklik gibi meselelere farklı açılardan yaklaşan sanatçılar, sergiye gelenlerin
bakışıyla eserlerine yeniden anlam yüklendiğinin eminim farkındalar. Öte yandan aslında
fotoğraf sanatı, diğer sanatlar gibi içe bakışa yönelik olmaktan çok kompozisyon yaratmakla
gerçeği bir araya getirmekle birlikte yeni bağlamlar yaratır ve imgeler oluşturur. Mesela
Rineke Dijkstra’nın Vondelpark, Amsterdam, 12 Mayıs 2006 adlı fotoğrafında genç bir
erkeğin su kıyısında oturduğunu görürüz. Doğal gibi duran bu fotoğraf, dik bakışların rahatsız
edici olduğu bakması zor bir fotoğrafa da dönüşebilir.
The Memory of the Face: Hatıralar ve Gerçeklikler
“La Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonundan seçilerek bir araya getirilen eserler 4 özel başlık
altında gösteriliyor: Conventions of Identity, Spotlight on Emotion, The Memory of the Face,
Masks and Other Fictions.
Gillian Wearing’in Album isimli fotoğraf çalışması çok etkileyiciydi. Büyükbabası ve
büyükannesinden başlayarak aile üyelerini yaşadıkları döneme uygun olarak saç ve
kıyafetlerle ve her bir yüz tipi için yaptırdığı özel maskelerle canlandırması ve bunu
fotoğraflandırması farklı bir deneyim oldu. Görülenin ardında sanatçıya ait olan tek şey
sanatçının gözleriydi belki ilk başlarda ama bir aile üyesinde aynı şekilde bakmayan gözlerdi
bunlar. Hatıralardaki kişiye ve onunla geçmiş zamandaki ilişkiye duyduğu duyguları
barındırıyordu.
Gezmek İçin Son İki Gün!
7 Kasım 2017’de başlayan Look At Me! Sergisi 4 Mart’a kadar Pera Müzesi’nde
sanatseverleri bekliyor. Ayrıca serginin yanı sıra 3 ve 4 Mart’ta Bölünmüş Benlik programıyla
film gösterimleri de yapılacaktır. Pera Müzesi’nin internet sayfasından takip edilebilir.

Işıl Saykan

Geçen gün Marina Abramovic’in 70’lerde gerçekleştirdiği bir performansına daha denk geldim. Abramovic hayatıma bir dönem çok meşhur olmuş performansıyla girmişti. Bir masanın başında oturuyor ve her gözlerini açtığında başka birini görüyordu karşısında ve sadece onlara bakıyordu. Farklı tarzlarda giyinmiş, farklı yaşlardaki insanlar da ona bakıyordu. Bu bakışmalardan birinde de Marina, eski partneri ve sanatçı dostu Ulay’ı karşısında bulmuştu ve biz izleyiciler de iki çift heyecanlı ve duygu yüklü bakışa denk gelmiştik.

Bu son izlediğim biraz farklı. Daha sert, sorusu bol bir performans. Tehlikeli bile olabilir; çünkü bizi birçok şeyle yüzleştiriyor ve benim için en önemlisi, kötülük ve iyilik yargılarımızı, kabullenmişliklerimizi sorgulatması, tehlikeli çünkü bu soruların bizi nereye götüreceğini bilmiyoruz, ama sormaktan vaz mı geçeceğiz? Hayır, bence bu daha tehlikeli olur

Uğur Ateşli

Sanatçının 1970’lerden beri çektiği siyah-beyaz fotoğraflardan oluşan bir seri ‘The Park’.

35mm’lik analog bir makineyle ve flaş kullanılarak çekilen fotoğrafların hepsi, gece karanlığında çekilmiştir. Aynı zamanda karanlıkta çekildiği için flaşın etkisi fotoğraflarda yadsınamaz ölçüde dikkat çekicidir. Fotoğraf serisine birçok galeri ev sahipliği yapsa da günümüzde New York’ta bulunan “Yossi Milo Galeri” ev sahipliği yapıyor. Adından da anlaşılacağı gibi bütün fotoğraflar park ta çekilmiştir. Japonya (Hiroşima) doğumlu olan Kohei Yoshiyuki fotoğraf serisinde Tokyo’da bir parktan kesitler sunuyor. Ama bu fotoğrafların sıradan bir parkta çekilmiş olmaması aslında bu fotoğraf serisini önemli kılan en dikkat çekici unsur. Tokyo’da genellikle gezinti alanı olarak kullanılan parkta, birçok eşcinsel ve heteroseksüel birbirleriyle  tanışıp, cinselliklerini birlikte yaşıyorlar. Bu park, bir dönemin Tokyo gece hayatında da önem arz ediyor.

 

Cinsel pratikleri kurgulamaksızın flaş ışığı altında en doğal haliyle aydınlatarak fotoğraflayan sanatçı, şehir yaşamı içerisindeki yalnızlık, çaresizlik ve kaderi sorgulatıyor. Kimi zaman çalıların arasından çekilen fotoğraflar bir Metropolün gizli gece buluşmalarından, insan ilişkilerine kadar uzanan büyük bir kesit sunuyor. Fotoğrafların bir kısmına yer vermiş olsak da, sanatçı hakkında detaylı bilgi ve diğer işleri için “yossimilo.com” adresine göz atabilirsiniz.